Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 10 Temmuz 2025 itibarıyla Pembrolizumab (Keytruda) etken maddeli kanser ilacını, belirli akciğer, meme, baş ve boyun kanseri türlerinde ödeme kapsamına aldı. Sağlık Hakkı Derneği, karara ilişkin şu yazılı açıklamayı yaptı:
"Yıllardır 'Pembrolizumab (Keytruda)' gibi yenilikçi kanser ilaçlarına erişim için verdiğimiz hukuki mücadeleler sonucunda önemli bir eşiğe geldik. SGK, 10 Temmuz 2025 tarihli yeni düzenleme ile ilacı belirli kanser türleri için ödeme kapsamına aldı. Bu, dernek olarak takip ettiğimiz ve sizlere daha önce duyurduğumuz davada, savunduğumuz 'ilaca erişim haktır' ilkesinin bir zaferidir. Ancak bu zafer, beraberinde ciddi bir endişe ve yeni bir mücadele alanı getiriyor. SGK, bu hakkı 'tek bir deneme' ile sınırlandırarak, tedavisi başarısız olan hastaların bir sonraki modern tedavi seçeneğine erişimini engelliyor.
Sağlık Hakkı Derneği olarak, dün olduğu gibi bugün de hak arayışınızda yanınızdayız. Bu gönderiyi, yeni dönemi tüm yönleriyle anlamanız için hazırladık. Lütfen bilgilenin, paylaşın ve haklarınızı öğrenin.
Yıllardır süren hukuki mücadeleler sona erdi. "Pembrolizumab" (Keytruda) etken maddeli ilaç, belirli akciğer, meme, baş ve boyun kanseri türlerinde artık SGK tarafından doğrudan karşılanacak. Bu, hastalar için dava açma zorunluluğunu ortadan kaldırarak tedaviye hızlı ve güvenceli bir erişim sağlıyor.
Bu düzenleme, tek bir ilaca özgü değil; SGK’nın yüksek maliyetli yenilikçi ilaçlara yönelik yeni politikasının bir şablonudur. Kurum artık, her ilaç için dava edilmeyi beklediği reaktif modelden, kuralları en baştan koyarak maliyeti kontrol ettiği proaktif bir modele geçiyor.
Ancak bu kolaylaşan erişimin bedeli, kritik bir kısıtlama. Yeni kurala göre, SGK tarafından karşılanan pembrolizumab tedavisi başarısız olursa, hastanın sonraki aşamada ihtiyaç duyacağı başka bir immünoterapi ilacının masrafı SGK tarafından ödenmeyecek. Bu, devletin modern tedavi hakkını 'tek bir deneme' ile sınırlaması anlamına geliyor.
Bu kısıtlama, gelecekteki davaların odağını ve niteliğini de değiştirecektir. Araştırma sonuçlarından yapılan çıkarıma göre, bu yeni hukuki zemin, hastalar için dava süreçlerini kolaylaştırma potansiyeli taşımaktadır:
Yeni Argümanlar: Artık davalar, genel 'yaşam hakkı' ilkesinden ziyade, Sağlık Uygulama Tebliği'ndeki (SUT) kuralın doğrudan 'eşitlik ilkesine aykırılığı' (farklı hastalar arasında ayrımcılık yaratması) ve "tedavi bütünlüğüne" hekim kararı olmadan idari bir kararla müdahale edilmesi gibi daha teknik ve somut hukuki argümanlara odaklanacaktır.
Süreçlerin Kolaylaşması: Davanın temelini, Anayasa'nın geniş yorumu yerine, idari bir düzenlemenin (SUT'un) hukuka aykırılığı oluşturacaktır. Hukuki olarak, spesifik bir idari kuralın iptalini istemek, soyut bir hakkı savunmaktan daha odaklı bir dava süreci yaratır. Bu durum, mahkemelerin daha hızlı karar almasını sağlayarak ve emsal kararların oluşmasını kolaylaştırarak hastaların lehindeki süreçleri hızlandırabilir."