Özgecan Aslan, Münevver Karabulut, Şule Çet ve daha binlerce kadın…
Bu ülkede her gün kadınlar, erkekler tarafından şiddete uğruyor ya da hayattan koparılıyor. Her biri kamuoyunda büyük infial yaratan bu katliamların ardından açılan davalarda iktidar tarafından defalarca “en ağır cezalar”, “iyi hal indiriminin kaldırılması” gibi düzenlemeler ve caydırıcı adımlar sözü verilse de bu sözlerin hepsi havada kalıyor.
Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri istatistikleri düşmek bir yana artış gösterirken, verilen sözlerin ne ölçüde hayata geçirildiği ve uygulamada neden yeterli sonuç alınamadığı sorusu yeniden gündeme geliyor. Erdoğan sık sık “kadına yönelik şiddete sıfır tolerans” ilkesini benimsediğini söylese de uygulanan politikalar bunun tam tersi olduğunu doğruluyor.
SÖZLER LAFTA KALIYOR
Kadına yönelik şiddetle mücadelede yeni yasal paketler hazırlanacağı, faillerin hiçbir indirimden yararlanamayacağı ve koruyucu-önleyici mekanizmaların güçlendirileceği pek çok kez açıklandı. Bunlardan biri de Özgecan Yasası oldu.
“Özgecan Yasası”, 2015 yılında üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın vahşice öldürülmesinin ardından kamuoyunda ortaya çıkan ve kadına yönelik şiddet ile cinsel suçlara karşı daha ağır ve caydırıcı cezalar getirilmesini amaçlayan yasa talebine verilen isimdi. Bu kapsamda özellikle cinsel saldırı, kadın cinayeti ve çocuk istismarı gibi suçlarda iyi hâl ve tahrik indirimlerinin kaldırılması, cezaların artırılması ve faillerin daha sıkı infaz koşullarına tabi tutulması gündeme geldi. Ancak kadınların talepleri havada kaldı, “Özgecan Yasası” adıyla bağımsız bir kanun çıkarılmadı.
HAYATTAN KOPARILDI
2018 yılında yüksekten ‘düşerek’ öldüğü söylenen ancak kadınların büyük mücadelesiyle olayın bir cinsel saldırı ve cinayet olduğu ortaya çıkan Şule Çet olayının ardından da iktidar kanadı katliamlara karşı söylemlerde bulundu. İktidar ve ilgili Bakanlıklar kadın cinayetlerini gündemine aldıklarını söylese de özellikle şüpheli ölümler her geçen yıl daha da arttı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özellikle 2019'da Emine Bulut cinayetinin ardından kadın cinayetlerini Meclis gündemine taşıma sözü verdi ve “Meclis bunu öncelikle gündemine alacak” dedi. Ancak bu vaat bağımsız bir kadın cinayetleri yasası olarak net bir şekilde yasalaşmadı.
Cinayet ve şiddete karşı kapsamlı adımlar atılmadığı gibi bir de kadınların var olan haklarına da göz dikildi. Tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan İstanbul Sözleşmesi’ni AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Mart 2021’de bir gecede gericilerin talepleriyle feshetti. 1 Temmuz 2021’de de sözleşmeden tamamen çıkıldı. Bunlar yetmez gibi kadınların “can simidimiz” olarak betimlediği 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun da sık sık gericilerin hedefine alındı.
KADINLAR HEDEFTE
Bu süreçte, şiddete ve cinayetlere karşı önlemler alınmadığı ve faillere caydırıcı cezalar verilmediği gibi kadın örgütlerine de baskılar arttı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu hakkında kapatma davaları açıldı, Taksim Feminist Gece Yürüyüşü ve benzeri feminist etkinlikler valilik yasakları ve polis müdahaleleriyle engellenmeye çalışıldı. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı ve İstanbul Sözleşmesi savunucusu örgütler ise siyasi ve ideolojik suçlamalarla hedef alındı.
Hafızalardaki tazeliğini koruyan kadın cinayetlerinden bazıları şunlar:
MÜNEVVER KARABULUT:
3 Mart 2009’da, 17 yaşındaki Münevver Karabulut, kendisiyle aynı yaştaki Cem Garipoğlu tarafından vahşice katledildi. Garipoğlu ailesine ait Başakşehir'deki bir villada öldürülen Karabulut, Başiktaş’taki çöp konteynerinde bulundu.
AYŞE PAŞALI:
7 Aralık 2010'da Ankara'da Ayşe Paşalı, şiddet gördüğü boşandığı erkek tarafından kesici aletle öldürüldü. Bu cinayet, aile içi katliamların sembollerinden biri oldu.
GÜLDÜNYA TÖREN:
2004 yılında İstanbul’da akrabası tarafından cinsel saldırıya uğrayıp hamile kaldığı için ailesi tarafından öldürüldü. Bu katliam töre cinayetlerinin sembollerinden biri oldu.
EMİNE BULUT:
2019'da Kırıkkale’deki bir lokantada Bulut, boşandığı Fedai Varan tarafından kızının gözünün önünde saldırıya uğradı. Yaralı halde çıkarılan Bulut'un "Ölmek istemiyorum!" feryadı hafızalara kazındı. Bulut öldü.
ŞULE ÇET:
Ankara’da 2018’de 23 yaşındaki Şule Çet’in, bir plazanın 20 katından atlayarak öldüğü ileri sürüldü. Yapılan incelemeler sonucunda cinsel saldırıya uğradıktan sonra öldürüldüğü ortaya çıktı.
AYŞENUR HALİL ve İKBAL UZUNER:
Arkadaşları Semih Çelik tarafından 4 Ekim 2024 tarihinde İstanbul Eyüpsultan ve Fatih ilçelerinde 19 yaşındaki 2 öğrenci katledildi. Sur cinayeti olarak anılan bu ölümler üzerinde kapsamlı soruşturmalar yürütülmedi. Ayrıca Çelik'in telefonunda yapılan incelemede, incel topluluklarıyla iletişim kurduğu belirlendi.
***
ASLAN MEZARI BAŞINDA ANILDI
Mersin Tarsus’ta, 11 Şubat 2015’te bindiği minibüste öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan, ölümünün üzerinden dün itibarıyla 11 sene geçti. Önce mezarı başında anılan Aslan için daha sonra Mersin Şehir Mezarlığı'ndaki melek figürlü anıt mezarında anma programı düzenlendi. Anmaya katılan baba Mehmet Aslan, aradan geçen 11 yıla rağmen acılarının taze olduğunu belirtti. Özgecan Aslan, Tarsus’ta cinsel saldırı girişimine direndiği için bir minibüste öldürülmüştü. Özgecan Aslan’ın bedeni bir gün sonra saldırganların itirafı sonucu bulunmuştu. Öte yandan Özgecan Aslan’ın ölümünden bugüne kadar şu veriler ön plana çıktı:
- Kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı
- 11 yılda en az 5696 kadın katledildi.





