ÇHD üyesi avukat Duygu İnegöllü, Aralık 2025 ve Ocak 2026'da Şanlıurfa’daki Harran Geçici Barınma Merkezi’ne gerçekleştirdikleri ziyaretlerde tespit ettikleri insan hakları ihlallerine ilişkin açıklama yaptı. Avukat İnegöllü, şu ifadeleri kullandı:

"Suriye'deki Alevi katliamından kaçan 22 kişinin derneğimize ulaşmasıyla birlikte, Harran’da bulunan Geçici Koruma Merkezi’ni ziyaret etmeye başladık. Derneğimize; kurumda tutulan bir LGBTİ+’nın, çok daha uzun süredir tutulan iki Alevinin, Kürt kadınların ve çocuklu ailelerin bilgileri ulaştı. Bu kişilerin bir kısmıyla yüz yüze görüşme fırsatı bulduk. Bir kısmıyla ise kurumda sürekli kısıtlanan telefon hakkının kullanımı esnasında görüşebildik. Suriye’nin güncel durumu ve yaşanan katliamlar, barınma merkezinde tutulan ve sığınma hakkına erişemeyen bu kişilerin maruz kaldıkları hak ihlalleriyle doğrudan bağlantılıdır.

"Geçici Barınma Merkezi’nde bir gün dahi hürriyetinden yoksun tutulan herkes hukuka aykırı şekilde tutulmaktadır"

Öncelikle, kurumun hukuki statüsünden bahsetmek gerekiyor. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda barınma merkezlerinin kurulabileceği ve bakanlığa bağlı olarak yürütülebileceği belirtilmiş; ancak geri gönderme merkezlerinde olduğu gibi ayrıntılı kanuni düzenlemelere yer verilmemiştir. Dolayısıyla barınma merkezlerine ilişkin sözde ayrıntılara, Geçici Koruma Yönetmeliği’nde ve barınma merkezlerinin yürütülmesine ilişkin esasları düzenleyen yönetmelikte ulaşılmaktadır. Bu durum, başlı başına, hiç kimsenin kanunda yer almayan düzenlemeler kapsamında hürriyetinden yoksun bırakılamayacağı yönündeki uluslararası hukuk ilkesine ve Anayasa’ya aykırıdır. Yani şu anda Geçici Barınma Merkezi’nde bir gün dahi hürriyetinden yoksun tutulan herkes hukuka aykırı şekilde tutulmaktadır; tutsaktır.

Diğer hukuka aykırılıklar ise şöyle sıralanabilir: Bu kurumda ne kadar süreyle tutulmaya ilişkin hiçbir düzenleme bulunmamaktadır; ne kanunda ne de yönetmelikte buna dair bir hüküm vardır. Barınma kararı kapsamında tutulmaya ilişkin hangi mahkemeye itiraz edilebileceği ya da ne kadar süre içinde itiraz edilebileceğine dair herhangi bir düzenleme de mevcut değildir. Kişilere, barınma kararı verilerek buraya alındıktan sonra geçici koruma kapsamına alınıp alınmadıklarına ya da neden burada tutulmaya devam edildiklerine ilişkin herhangi bir bilgi verilmemekte, tebligat yapılmamaktadır. Avukata nasıl erişebilecekleri, adli yardıma erişim haklarının olup olmadığı gibi bilgilere de yer verilmemektedir.

"Göçmenler, belirsizlik sebebiyle psikolojik olarak büyük bir çöküntü içerisindeydi"

Görüştüğümüz göçmenler, belirsizlik sebebiyle psikolojik olarak büyük bir çöküntü içerisindeydi. Görüştüğümüz mültecilerin bazıları avukat, bazıları hukuk mezunuydu; bir kısmı üniversite mezunuydu ya da üniversite öğrencisiydi. Haliyle bu hukuki belirsizlik hâlini anlayabilmek için defalarca ve defalarca sorular sordular; ancak biz onlara cevap veremedik.

Yaşanan en büyük ihlal ise elbette işkence ve kötü muamele, eziyet hâlidir. Alevi müvekkillerimiz, özellikle içeride kalan diğer göçmenlerin bir kısmı tarafından sürekli hakarete uğradıklarını, darp edildiklerini ve eşyalarının çalındığını ilettiler. Maalesef kurum tarafından da yeterli önlemler alınmış değildir. Elbette kurumda çok iyi niyetli ve insani yaklaşımlar sergilemeye çalışan görevliler de mevcuttur. Ancak birkaç iyi niyetli memur, hak ihlallerini önlemeye elverişli bir sistem olmadığı için herhangi bir çözüm sunamamaktadır.

Müvekkillerimiz ayrı bir konteynerde tutulmakta ve diğer tüm yabancıların kendileriyle iletişim kurmaları yasaklanmış durumdadır. Her ne kadar bu durum, diğer göçmenlerin müvekkillerimize yönelik hakaretlerini engellemek amacıyla uygulanıyor olsa da, sonuç itibarıyla müvekkillerimizin tecrit edilmesi anlamına gelmektedir. Yine görevlilerin, 'Burada çok farklı insanlar kalıyor, biz de ne yapacağımızı şaşırdık' diyerek anlattığı ve kadınlar koğuşunda tek başına tutulan bir LGBTİ+’nın, kendisiyle görüşme talebimizin hemen ardından serbest bırakıldı ve bu nedenle görüşemedik. Ancak biliyoruz ki bu kişi, o ana kadar tecrit edilmişti.

"Hakarete uğradıklarını ve darp edildiklerini söylediler"

Görüştüğümüz kadınlar, yeni yıl itibarıyla hastaneye gitme haklarının tamamen kısıtlandığını söyledi. Zaten kısıtlı ve nadiren erişilebilen bu hakkın, yeni yıl itibarıyla sağlığa erişimin ücretsiz olarak sağlanması hizmetinin sona ermesiyle birlikte, para biriktiremedikleri sürece hastaneye götürülmediklerini ifade ettiler. Birçok kadın, hastaneye gidebilmek için hijyenik kadın pedlerini biriktirdiklerini ve ihtiyacı olan diğer kadınlara sattıklarını; yine fazladan kıyafetleri varsa bu kıyafetleri satarak para biriktirmeye çalıştıklarını anlattı.

Bizlere ulaşan Kürt mülteci ve göçmenler ise Suriye’de yaşanan son gelişmelerle birlikte, kamp içinde benzer şekilde hakarete uğradıklarını ve darp edildiklerini söylediler. Bu Kürt kadınlardan biri, görevliler tarafından gönüllü geri dönüşe zorlandığını ve bu sırada kendisine, 'Sen Suriye’yi şimdi bir de böyle gör' denildiğini aktardı.

"Müvekillerimizi hem hukuki olarak bilgilendirmeye hem de psikolojik olarak ayakta tutmaya çalışıyoruz"

TBB Başkanvekili Vahap Seçer, Birliğin Çalışmalarını Aktardı: ‘Belediyelerin Baraj Yapma Yetki ve Sorumluluğu Yok’
TBB Başkanvekili Vahap Seçer, Birliğin Çalışmalarını Aktardı: ‘Belediyelerin Baraj Yapma Yetki ve Sorumluluğu Yok’
İçeriği Görüntüle

Şu anda müvekkillerimizin ve görüştüğümüz göçmenlerin düzenli olarak videolarının çekilmeye çalışıldığını; bu videolarda barınma merkezinden çok memnun olduklarını, sağlığa erişim haklarının ve yemeklerin çok iyi durumda olduğunu söylemelerinin istendiğini biliyoruz. Çok ciddi bir baskı söz konusudur. Bizler de müvekkillerimizi, telefona erişebildikleri zamanlarda hem hukuki olarak bilgilendirmeye hem de psikolojik olarak ayakta tutmaya çalışıyoruz.

Suriye’nin güncel durumu ortadadır; hiç kimsenin Suriye’ye zorla gönderilmesi mümkün değildir. Uzun süre tutulduktan sonra imzalanan gönüllü geri dönüş evraklarının da baskı altında imzalanmış olacağı aşikardır. Kişilerin sığınma hakkını tamamen engellemeye yönelik bir uygulama olan barınma merkezlerinin kapatılması gerekmektedir. Sığınma, temel bir haktır ve engellenemez."

Kaynak: ANKA