2025 yılı boyunca hayata geçirilen "Aile Yılı" politikaları, kadın hakları savunucuları tarafından sert bir dille eleştiriliyor. ANKA Haber Ajansı’na konuşan KCDP İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları; artan şüpheli ölümler, 11. Yargı Paketi ile gelen tahliyeler ve koruma kararlarının yetersizliği üzerinden Türkiye’deki güvenlik krizini değerlendirdi.

KADINLAR İÇİN FELAKET YILI OLDU”

Aile yılının kadınları güçsüzleştirdiğini kaydeden Osmanoğulları, şunları söyledi:

“2025 yılı 'Aile Yılı' ilan edildi. Kadınlar için aslında bir felaket yılı olarak geçti. Aile Yılı ilan ettiler ya, bu politikaları hayata geçirmeye çalıştılar ve her alanda hayata geçirmeye çalıştılar. Aile Yılı kapsamında Diyanet’i kullandılar. Diyanet’e fetvalar verdirdiler. Kılığımızdan, kıyafetimizden, medeni hakkımızdan, miras hakkımızdan her şeyimize bir şey söylenmesi istendi. Aileyi güçlendireceğiz derken sanırsınız ki o evlerin içindeki kadınları çocukları beraberinde güçlendirecekler, eşitlik zemininde bir aile olacak. Hayır. Onları güçlendirmek istedikleri ailelerde, kadın ne olursa olsun boşanmayacak. Şiddet gördüğünde kendi hayatıyla ilgili, kendi geleceğiyle ilgili bir karar alıp boşanmayacak. Erkeğe de dediler ki, ‘Bak aslolan ailedir. Eğer kadın senin uyguladığın şiddete hayır diyorsa sen ona daha fazla şiddet uygulayabilirsin. Hatta hatta boşanmak istiyorsa öldürebilirsin’ dediler. Biz bunu nereden görüyoruz? Platform olarak her ay veriler yayınlıyoruz. Her ay yayınladığımız o verilerde o ay kaç kadın öldürülmüş, bu kadınlar kimler tarafından nerede öldürülmüş? Biz yayınladığımız o verilerde şunu görüyoruz, kadınların yüzde 65’i evlerinde yanı başlarındaki erkekler tarafından öldürülmüş ve kadınların büyük bir çoğunluğu kendi hayatlarıyla ilgili karar almak istedikleri için öldürülmüş. 2025 yılını 'Aile Yılı' ilan ederek, bu politikaları devletin ve kamunun bütün kurumlarını kullanarak hayata geçirmek istediklerinden dolayı kadınlar için felaket yılı oldu.”

“ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİNİN ARTTIĞINI GÖRÜYORUZ”

2025 yılında kadın cinayetlerinin çoğunluğunun aile içinde işlendiğine dikkat çeken Osmanoğulları, “‘Kadına yönelik şiddette sıfır tolerans’ diyen bir siyasi iktidardan söz ediyoruz. Ama şüpheli kadın ölümlerinin arttığını görüyoruz. O güçlendirmek istedikleri evlerin içinde ne hikmetse bu ülkede kadınların bir anda psikolojileri bozuldu, intihar ediyorlar ya da yanlışlıkla yüksekten düşüyorlar. Yine biz bakıyoruz ki o kadar büyük bir oranda bu şüpheli kadın ölümlerinde bir artış var ki! O yüksekten düşen ya da intihar etti denilen kadınların da yanı başındaki erkekler tarafından hep bir şiddete maruz kaldıklarını, hep bir boşanma, hep bir darp hikayelerinin olduğunu görüyoruz. Ama tabii bunun karşısında da biz kadınlar mücadele etmekten, sokağa çıkmaktan da vazgeçmedik. Biz 2025 yılına daha da olmaz derken her gün olsa yeni bir başlıkla karşılaştık” dedi.

“KAMUOYUNUN BASKISIYLA TUTUKLANDI”

Cezasızlık politikalarını eleştiren Osmanoğulları, şunları söyledi:

“Bu aile yılı politikaları yüzünden kadınlar o kadar aciz ve çaresiz gösteriliyor ve erkeğe de o kadar çok güç atfediliyor ki o erkek kadını artık nasıl istiyorsa öldürebiliyor artık. Normalde ölüm var zulüm gibi derler ya, kadınlar artık bu ülkede zulüm gibi öldürülüyor. Kafaları kesilip surlardan atılıyor. Ya da öldürmeye çalışıyor kadın kurtuluyor. Onun için de basit yaralama deyip en kısa sürede salıveriyorlar yarım kalan işini tamamlasın diye. İzmir'de davasını takip ettiğimiz bir kadın arkadaşımız Fatma Alparslan. Anne boşanmak istediği için baba 3,5 yaşındaki çocuğunun boğazına bıçak dayıyor. Bu dava ilk asliye hukukta açılmıştı ve ilk mahkemede hakim, ‘Eşinle olan sıkıntılarını çocuklarına yansıtma’ deyip tahliye etti. Hakim aslında şunu söyledi. Öldüreceksen git karını öldür çocuğunu değil yani git karını öldür dedi. Biz o gün yine basının gücü ve kamuoyu baskısıyla o gün de o sanığın tahliye olmasını engelledik. O dava daha sonra ağır cezaya alındı ama o sanık ailesiyle cezaevinde telefonla görüşürken, ‘Ben içerideyim diyor gerekeni yapamıyorum siz yapın. Siz infaz edin’ diyor. Bu kadının günahı ne evlendiğinden beri şiddet görüyor, şiddete hayır diyor, boşanmak istiyor. Ve bu cezaevinin dinlenmesine takılıyor, cezaevi müdürlüğü suç duyurusunda bulunuyor. Ağır cezada görüldü bu dava ve ilk duruşmada tahliye oldu bu adam. Yine kamuoyunun baskısıyla tutuklandı.

“GÜVENLİK BÜYÜK BİR SORUN OLARAK KARŞIMIZA ÇIKIYOR”

Yine davasını takip ettiğimiz Irmaktuğ davası var. Beş yerinden bıçaklanıyor. Hayatta kalıyor kadın arkadaşımız ve adam tahliye oldu. Elektronik kelepçesi var geçtiğimiz hafta cumartesi günü Alsancak'ta kızlar kursa gelmiş ve onların olduğu yere geliyor. Ankara Emniyet'ten arıyorlar. ‘Bu şahsın kelepçesi, senin olduğun yerde sinyal veriyor’ diyorlar. Polis neyi öneriyor? Çocukları ve kendini al, oradan çık, güvenli bir yere git. Ve bu adam orada kapıda bekliyor. 6284'ü ihlal ettiği için gidip karakola şikayetçi oluyor. Karakolda, ‘Ama sen onu görmedin ki’ diyorlar. Şimdi niye şikayetçi oluyorsun? Kadınlar bunu yaşadı 2025 yılında. Kadınlar koruma kararlarına rağmen işte bu şekilde öldürülüyor. Güvenlik aslında burada büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.”

“FAİL SADECE ERKEKLER DEĞİL, ERKEKLERE O GÜCÜ VEREN SİYASİ İKTİDAR”

11.Yargı Paketi'yle başlayan tahliyelere de tepki gösteren Osmanoğulları, 2026 yılının kadınlar için daha da zor geçeceğini belirterek şöyle konuştu:

“Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur. Kadınların mezarlarına gül diktiler. 11. Yargı Paketi'yle çıkar çıkmaz, zaten öldürmeye gitmeden önce arıyor, tehditlerini ediyor. Öldürülüyor kadınlar. Rojda’yı öldüren tek suçlu o şahıs mı yoksa o şahsa o gücü ve cesareti verip sokağa salanlar mı? Burada tek bir fail yok. Dolaylı olarak o şahsı sokağa salanlar da fail. Suçluların salıverilmesi tartışmaya açıldığında zaten kadınlar diken üstündeydi, çocuklar rahat uyuyamıyorlardı. Tahliyeler başladığı günden itibaren il değiştiren kadınlar, tekrar uzaklaştırma kararı isteyen kadınlar var. ‘Babam gelecek ve bizi yine dövecek’ diye ağlayan çocuklar var. O yüzden fail sadece erkekler değil, erkeklere o gücü veren bu siyasi iktidarın kendisidir. 11. Yargı Paketi'yle birlikte kadınların mezarına gül dikildi.

Benzin ve Motorine ÖTV Zammı
Benzin ve Motorine ÖTV Zammı
İçeriği Görüntüle

“KADINLARI 2026’DA DA ÇOK ZORLU BİR SÜREÇ BEKLİYOR”

2026’da da kadınlar bu ülkede güvende olmayacak. Cezaevinden izinli çıkıp da kadınları öldüren faillerden bahsediyoruz. Hele ki serbest kaldıklarında! Her 3-5 yılda bir yargı paketiyle aflar çıkıyor ya... Bu aynı zamanda hem kamuoyunda hem de faillerde cezasızlık algısını yerleştiriyor. Takip ettiğimiz davalarda failler hep aynı şeyi söylüyor. ‘Bana bir şey olmaz, 3-5 yıl yatar çıkarım’ diyorlar. Gerçekten de öyle oluyor. O yüzden kadınları 2026’da da çok zorlu bir süreç bekliyor. Çünkü politikalar değişmiyor. Çünkü gelişen olaylar belirli politikaların sonucu.”