Gündem

Prof. Dr. İlber Ortaylı İçin Galatasaray Üniversitesi'nde Anma Töreni Düzenlendi

Tedavi gördüğü hastanede 13 Mart'ta yaşamını yitiren tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi'nde anma töreni düzenlendi.

Tedavi gördüğü hastanede 13 Mart'ta yaşamını yitiren tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi'nde anma töreni düzenlendi. İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı, babasının hayatını dolu dolu yaşadığını dile getirerek, "Ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla baba olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçireceği çok vakit, yapılacak çok iş ve gülünecek çok an vardı. Ben kendisiyle ilgili olarak bir tek bunlara hayıflanıyorum. Umarım sizler de İlber Hoca'yı düşününce sadece birlikte yapılmamış şeylerin burukluğunu hissediyorsunuzdur" dedi.

78 yaşında hayatını kaybeden Prof. Dr. İlber Ortaylı için ders verdiği Galatasaray Üniversitesi'nde anma töreni düzenlendi. Törene, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ile birçok siyasetçi, sanatçı, akademisyen ve yurttaş katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende, Ortaylı'nın hayatı ve akademik çalışmaları anlatıldı. Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ, şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz cuma günü kaybettiğimiz Türkiye'nin önde gelen tarihçisi İlber Ortaylı'yı uğurlamak üzere bir araya geldik. Malumunuz İlber Hoca sadece bir tarih hocası değildi. Hocanın derin bilgisi, zengin kültürü, hafızası ve keskin zekası bir yana hitabeti çok kuvvetliydi. Sahih bir Türkçeyle konuşurdu. İyi bir hikâye anlatıcıydı ve bu dünyada iyi bir hikayeden daha güçlü hiçbir şey yoktur. Geçmişi canlı bir hafıza haline getirerek tarih bilgisini geniş kitlelerle paylaştı. Tarihi kitlelere sevdirdi. Nice talebeyi bu yola sevk ettiğini bilemeyiz. Bugün gördüğümüz iltifata mazhar olmasının sebebi bence budur. İtiraf etmediğim bir tarihi vakadan diğerine hızla geçişini zengin bilgi dağarcığından taşan hikayeleri takip etmekte ben de sizler gibi hayranlıkla zorlandım.

Akademik açıdan en etkileyici yanı ise hem Doğu'ya hem de Batı'ya hakim bir insan olmasıdır. Keza ülkemizin konumu doğu ile batının ortası yani dünyanın merkezidir. Böyle isimlerin yetişmesi için yıldızların dizilmesi gerekir. Nesillerin müsait ortamlarda demlenmesi gerekir. Hocanın seyri sülukunu tüm ilim talebeleri okumalı, bilmeli ki kendilerini tanıyıp bilsinler. Böyle zengin bir müktesebat nasıl dinlenir, görsünler. İlber Hoca'yla dostluğumuz Galatasaray Üniversitesi senatörü sıfatıyla yan yana teşriki mesai yaptığımız yıllara dek uzanır. Yaklaşık 15 sene olmuş. Bu göreve atanmamın hemen ardından Galatasaray Üniversitesi için vizyonunu, düşüncelerini benimle paylaştı ve bizim ufkumuzu açtı. Ve hoca emekliliğin ardından bizimle irtibatını hiç kesmedi. Geçtiğimiz sonbahar dönemine dek ders vererek her fırsatta okulumuzu şenlendirerek üniversitemizi onurlandırdı. İlber Hoca'nın ismi başka birçok kurumda da çalışmış olmasına rağmen hep Galatasaray Üniversitesi'yle anıldı. Çünkü burayı yuvası bildi. Bundan büyük gurur duyduk, duyuyoruz. Artık ayrılık günü geldi çattı. Kaybımız çok büyük. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Hatırası ilim dünyasında ve bu ülkenin kültür hayatını daima yaşayacaktır. Galatasaray Üniversitelilerin kalbinde de."

Uludağ, konuşmasının sonunda tasavvuf tarihçisi Mustafa Karahoca'nın düştüğü, hattat Mahmut Şahin'in sahura kadar çalışarak levhasını yazdığı tarihi paylaşarak "Mütebahhir tarihçiye dua. Doğu-Batı'yı bilene dua. Bir kalem çıkıp söyledi tarih, rahmetli Ortaylı Bey'e dua" ifadelerini kullandı.

Tuna Ortaylı: "Galatasaray Üniversitesi'ndeki meslektaşlarının arasında kariyerinin en mutlu yıllarını yaşadı"

Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı da babasının yaptığı bütün işler arasında en çok akademisyenliğe kıymet verdiğini belirterek, şunları söyledi:

"Akademik kariyeri boyunca yurt içi ve yurt dışı birçok üniversitede hocalık yaptı. Konferans ve sempozyumlarda konuşmaları oldu. Sadece ülke için değil, uluslararası akademik camiada da çok sevilen ve sayılan bir meslektaşınız oldu. Bütün bu kurumların arasında Galatasaray Üniversitesi'nin hem akademik hayatında hem de kişisel dünyasında çok özel bir yeri olduğunu özellikle söylemek isterim. Galatasaray Üniversitesi'ndeki öğrencilerinden her zaman büyük bir sevgi ve saygıyla söz ederdi. Okulun az öğrencili eğitim politikasını her yerde ve herkese överdi. Bu okulun Türkiye için ne kadar önemli ve değerli bir kurum olduğunu, hukuk fakültesinden mezun olan öğrencilerinin hariciye sınavlarında nasıl başarılı olduğunu büyük bir mutlulukla anlatırdı. Galatasaray Üniversitesi'ndeki meslektaşlarının arasında kariyerinin en mutlu yıllarını yaşadı desem inanın hiç abartmış olmam."

"'İstanbul'un üç yakasında evim var. Biri Üsküdar, diğeri Topkapı Sarayı, sonuncusu da Galatasaray Üniversitesi' derdi"

Çalışmaya başladığı ilk yıldan itibaren Galatasaray Üniversitesi'nde tanıdığı farklı kuşaklardan meslektaşlarıyla yaptığı derin entelektüel konuşmalardan çok beslendiğini söyleyen Tuna Ortaylı, şunları kaydetti:

"Kendinden genç meslektaşları için 'Vay be sen şuna da bak neler biliyor' diye hayret içeren övgülerde bulunur ama onlarla akran gibi koridorda muzurluklar yapar, onlara sataşır ve kahkahalarla da gülerdi. Bu okulun nadideliğini fark etmiş buna çok kıymet vermiş, burada bulunmaktan ve bu kurumun bir parçası olmaktan büyük bir mutluluk ve onur duymuş bu meslektaşınızı sizler de her zaman sevgi ve saygıyla kucakladınız. Bunun için sizlere minnettarım. Babam Galatasaray Üniversitesi ile neredeyse eşzamanlı olarak Topkapı Sarayı'ndaki görevine de başlamıştı. O dönemde arkamda bulunan Üsküdar Sultantepe'de oturuyordu, karşı tarafta. Her yerde büyük bir keyifle, 'İstanbul'un üç yakasında evim var. Biri Üsküdar, diğeri Topkapı Sarayı, sonuncusu da Galatasaray Üniversitesi' derdi.

Babamın evi olarak gördüğü Galatasaray Üniversitesi'nde babamın anısını paylaştığınız için ailem adına hepinize içtenlikle teşekkür ederim. Hastane sürecinde etrafı kitapları, sözlükleri ve gazetelerle çevriliyken bir yandan da çıkacak kitabının tashihini yapıyordu. Dün Kronik Kitap'taki odasına girdiğimde masanın üstünde yarım kalan tashihini görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını dolu dolu yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla baba olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçireceği çok vakit, yapılacak çok iş ve gülünecek çok an vardı. Ben kendisiyle ilgili olarak bir tek bunlara hayıflanıyorum. Umarım sizler de İlber Hoca'yı düşününce sadece birlikte yapılmamış şeylerin burukluğunu hissediyorsunuzdur. Çok teşekkür ederim."

Tatar: "O gerçek bir Türk milletçisiydi"

Esk KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da İlber Ortaylı ile 35 yıl önce Show TV'de üst düzey yöneticiyken tanıştığını belirterek, "Bana hep 'Tatar kardeşim' diyordu. Kendisi de bir Kırım Tatarı, ben de öyle. Dolayısıyla ortak bir özelliğimiz vardı. Yıllar sonra Cumhurbaşkanı olduktan sonra kendisini sık sık arayıp Kıbrıs'a davet ettim. Her davete geldiği üniversitelerde konuşmalar yaptı, basına açıklamalar yaptı. En son değerli Parti Başkanım Hüseyin kardeşim, 12 Haziran günü yeni Cumhurbaşkanı yerleşkesinde Kıbrıs'ta nadir bulunan ve şimdi belki de en büyük salonumuz olan 500 kişilik salonu tıka basa doldurduk. Sayın İlber Ortaylı'yı rahmetle anıyorum, beni kırmadı ve 12 Haziran'da geldi. O salonu tıka basa doldurdu ve kendine has ismi ile çok güzel konuşmalar yaptı, tavsiyelerde bulundu. Bazıları farklı anladı ama o kalbinden konuştu çünkü ifade edildiği gibi o gerçek bir Türk milletçisiydi" dedi.

"Kıbrıs Türk halkının egemenlik temelinde kendi devletiyle bu yolu yürümesi gerektiğini ifade etmişti"

Ortaylı'nın sadece Türkiye'de yaşayan vatandaşlar için değil, aynı zamanda Balkanlar, Türk devletleri ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndekilerin de davasına inanan birisi olduğunu söyleyen Tatar, şunları kaydetti:

"Engin bilgisiyle, tarih bilgisiyle ta 1571'den beri Kıbrıs Türk'ünün verdiği mücadelenin ne kadar asil bir mücadele olduğunu, ne kadar orada Kıbrıs Türk halkının egemenlik temelinde kendi devletiyle bu yolu yürümesi gerektiğini yine o veciz sözleriyle orada ifade etmiş. Bunlar hep kayıtlara geçmiş ve şu anda bütün Türkiye'nin ağladığını görüyoruz. O videolarda, o sosyal medyadaki paylaşımlarda veciz sözleri ve 7 lisanla verdiği güçlü mesajlarla Türklüğe, Türkiye'ye, bütün Türk ulusuna, milletine büyük hizmetler vermiştir. Onun için 1571'den beri bir Türk adası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'yle milletimize özlem eden Kıbrıs Türk halkının Mavi Vatan'ın bekçisi olarak ne kadar önemli bir görev üstlendiğimizi ve Kıbrıs Türkü'nün kendi kimliğiyle, kendi geçmişiyle, kendi maneviyatı ile bu güzelliklerini koruyarak şu anda milletimizin Doğu Akdeniz'e serhat bekçileri olduğunu ve devletin temelinde ancak Kıbrıs'ta bir anlaşmanın olması gerektiğini veciz sözleriyle ifade etmiştir. Dolayısıyla hepiniz de tekrar üzüntümü belirtiyorum. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Nur içinde yatsın. Ruhu şad olsun."