AKP Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, emeklilere 'müjde' veriyorum diyerek "Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini bayram öncesi hesaplara yatıyoruz. Bu ayki emekli maaş ödemelerini öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz" dedi.
AKP'nin bu haftaki grup toplantısı TBMM'de gerçekleşti. Toplantıda konuşan Erdoğan, bölgede yaşanan gelişmeler ve Türkiye gündemi hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yılına ilişkin konuşan Erdoğan, "Bu topraklarda, ezelden ebeden hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen Milli Mücadele, kahraman ordumuza ithaf edilen İstiklal Marşı'mızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur" ifadelerini kullandı.
İsim vermeden 'Laikliği Savunuyoruz' açıklamasına sert tepki göstererek imza atanları hedef alan Erdoğan, "Burada özellikle, önceki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayımladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşı'mızı bir kez daha okumalarını, anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine tavsiye ediyorum. Bilhassa şu mısralar, Türk milletinin asli kimliğinin ne olduğunu, Türkiye'yi hangi iradenin kurduğunu, bu devletin hangi esaslar üzerine bina edildiğini anlamalarına çok yardımcı olacaktır. 'Ruhumun senden ilahi şudur ancak emeli, değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli" dedi.
EMEKLİLERE 'MÜJDELİ' HABERİ VERDİ
Erdoğan, milyonlarca emeklinin beklediği bayram ikramiyesi ve aylık ödemesi hakkında 'müjdeli' açıklamayı yaptı. Emeklilere seslenen Erdoğan, "Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini bayram öncesi hesaplara yatıyoruz. Bu ayki emekli maaş ödemelerini öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz" dedi.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün Asya'dan Afrika'ya, Kafkaslar'dan Balkanlar'a kadar Türkiye, Türk milleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak, bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkar mı edelim? Nesli tükenmekte olan üç-beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan kurucu değerlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye Allah Allah nidalarıyla üç kıta, yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı ret mi edelim?
Kimse kusura bakmasın, biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin, kim hangi bildiriyi yayımlarsa yayımlasın, bizi biz yapan hasletlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedhahın, hiçbir gücün bu asaletlere zarar vermesine, inancımızı ve irademizi kırmasına, bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz. 86 milyon hep birlikte, birbirimizin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna canımız pahasına sahip çıkacağız."
İRAN'DA KIZ ÇOCUKLARININ ÖLDÜRÜLMESİ
Bölgede yaşanan gerilim ve saldırılara değinen Erdoğan, ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırıların hem Türkiye'nin yer aldığı coğrafyada hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturduğunu ifade etti.
ABD'nin İran'daki saldırıları sonucu bir ilkokulda 175 kız öğrencinin katledilmesiyle ilgili konuşan Erdoğan İran'da hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bine ulaştığını, dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlıların suikast yoluyla öldürüldüğünü hatırlattı.
KÜRESEL PETROL KRİZİ
İran'a yönelik saldırıların başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere, küresel ekonomi üzerinde de baskı kurduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız, kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını, küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz" diye konuştu.
DİPLOMASI VE MÜZAKERE ÇAĞRISI
"Türkiye olarak, çevresindeki krizlere duyarsız kalan, kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz" diyen Erdoğan, "geriliminin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakereyle çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ettiklerini" belirtti.
Erdoğan, konuşmasının devamında şunlara yer verdi:
"Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleri ile temaslar kurduk. Bu kapsamda 20'nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular. Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyoruz. Aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere, bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz.
Biz bölgemizin tamamına olduğu gibi kardeş İran halkına da 'bu Şii'dir, bu Sünni'dir, bu Türk'tür, bu Kürt'tür' diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil, sadece insan var.
"ASIL NİYETİN DE GAYET FARKINDAYIZ"
Irk, mezhep, din, dil, köken ayrımını reddediyoruz. Daha önce de söyledim, bugün üzerine basarak tekrar ediyorum, bizim 'Sünnilik, Şiilik' gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var, o da İslam. Hangi ırktan olursak olalım, bizi bütünleştiren, ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden, kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim, Hazreti Ömer de bizim, Hazreti Osman bizim, Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Aişe validemiz bizim, Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Özellikle bu dönemde 'bir annenin çocukları' anlamına da gelen ümmet kavramının temsil ettiği manaya daha sıkı sarılmamız gerekiyor.
Siyonist katliam şebekesinin, 'elin taşıyla, elin kuşunu vurma' oyununa kesinlikle gelmemeliyiz. İran'a saldırılar devam ederken, aralarında kimi eski İsrailli yöneticiler ile ücreti mukabilinde tetikçilik yapan kiralık kalemlerin de olduğu belli çevreler, ülkemizle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuşlardır. Akıllarınca liste yapan bu aklı evvellere şunu açık açık söylemek isterim, düğmeye basılmışçasına eş zamanlı olarak uluslararası medyaya servis edilen bu hezeyanların amacını ve hedefini biz çok iyi biliyoruz. Türkiye düşmanı lobiler tarafından sistemli şekilde yürütülen kampanyaların ardındaki asıl niyetin de gayet farkındayız. Allah'ın izniyle, biz bu toprağa ve bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacağız. Türkiye ülkelerden bir ülke değildir. Bu millet sıradan bir millet değildir. Türkiye'nin ve Türk milletinin karakterini tanımak isteyenler Kıbrıs'a, İstiklal Harbimize, Çanakkale Zaferimize baksın.
Türkiye edilgen konumdan çıkmış, bölgesinde denklem, oyun kurucu rol üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar, dil uzatanın dili yanar. Biz macera peşinde değiliz, gerilim peşinde asla değiliz. Biz, bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhu sükunun hakim olmasından yanayız. Kim olursa olsun hiçbir ülkenin egemenliğinde gözümüz yok ama topraklarımıza göz diken ve macera arayan olursa ona da 'hodri meydan' demekten çekinmeyiz."