Ankara

Ankara'da Madencilerin Eylemi Sürüyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eylemlerini sürdüren Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi bir madenci, "Sebahattin Yıldız bu devletten veya Cumhurbaşkanı'ndan büyük mü? Bunu kendileri halledemiyorlarsa bakanlıklar, söylesinler Cumhurbaşkanımıza, Cumhurbaşkanımız bizzat halletsin bu işi. Madenciyi bu kadar küçük düşürmenin bir anlamı yok" dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eylemlerini sürdüren Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi bir madenci, "Sebahattin Yıldız bu devletten veya Cumhurbaşkanı'ndan büyük mü? Bunu kendileri halledemiyorlarsa bakanlıklar, söylesinler Cumhurbaşkanımıza, Cumhurbaşkanımız bizzat halletsin bu işi. Madenciyi bu kadar küçük düşürmenin bir anlamı yok" dedi.

Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin alacaklarının ödenmesi talebiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eylemleri 9. gününde sürüyor. Bakanlık önünde bekleyen işçiler, ANKA Haber Ajansı'na konuştu.

15 yıldır Doruk Madencilik'te çalıştığını söyleyen bir işçi şunları kaydetti:

"Benim buraya gelme gibi bir hevesim yok. Verilmiş olan sözlerin tutulmasını talep ediyoruz. Enerji Bakanı 1 Mayıs öncesi bize garantör oldu diye biz eylemimizi sonlandırdık. Verilmiş sözlerin tutulmaması üzerine buraya tekrar geldik. Enerji Bakanı ile randevu talep ediyoruz. Randevularımızı bile almıyorlar. Güvenlik buna cevap bile vermiyor. Randevu talebimiz reddediliyor. Aynı zamanda 'Mevcut sendikayla görüşme halindeyiz' diyorlar. Madem öyle, daha önce 1 Mayıs öncesinde neden bizim sendikamızla oturdunuz? Bizimle anlaşma yaptınız? Söz verdiniz? Biz sizi büyüğümüz olarak gördük. Bir tek kelimenize itimat ederek eylemimize sonlandırmıştık. Ama verilen sözler tutulmadığı için biz tekrardan buradayız. Bugün dokuzuncu günümüz ve çektiğimiz zorluğu görüyorsunuz. Biz burada aç, susuz, çıplak kalmanın hayranı değiliz. Yeraltına inerken nasıl cebimizde kefen, kelle koltukta indiysek biz buraya, 'Ölmek var, dönmek yok' diyerek 'Haklarımızı almadan, bir tek işçinin alacağı kalmadan dönmek yok' diyoruz. Verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Aynı zamanda halkımıza da sesleniyoruz buradan. Çiftçisinden, esnafından, öğrencisine, bütün herkese bu kayıp sadece bizim değil, Türkiye'nin işçi kaybıdır. Bulunmuş olduğum işyeri, Türkiye'nin en büyük enerji sahalarından biridir. Bu kayıp büyük bir kayıptır."

Ailesinin kendisinden haber beklediğini söyleyen işçi, "Her gün çocuğum arıyor, 'Baba ne zaman geleceksin? Baba ne zaman geleceksin?'. Dört yaşındaki çocuğa her gün ben yalan söylemek zorunda kalıyorum, 'Bugün geleceğim oğlum. Yarın geleceğim oğlum'. Ama ben hakkımı almadan dönmeyeceğim. Ama ölü döneceğim, ama hakkımı alıp döneceğim. 'Ölmek var dönmek yok' diyorum" dedi.

Nevzat Kuyumcu isimli bir işçi de kendilerine verilen sözler tutulmadığı için üçüncü kez eyleme başladıklarını belirterek, "Bakanlık söz vermişti. Sizin de gördüğünüz gibi, kaç günden beri görüşme talep ediyoruz. Görüşme taleplerimiz kabul edilmiyor. Çünkü niye? Bizim orada şöyle derler, verilen sözü tutmayanlar, yani birisiyle karşı karşıya geldiği zaman utanırlar. Bunlar, Enerji Bakanlığı da bize verdiği sözleri tutmadığı için görüşme taleplerimizi kabul etmiyorlar. Ama bütün alacaklarımızı bakanlıklar garantör olarak sözünü verdiler ve eylemlerimizi sonlandırdılar. Artık sözlere de itimadımız yok. Alıncaya kadar eylemimizi devam ettireceğiz" diye konuştu.

"ÜÇ BAKANLIK ÖZEL SEKTÖRE NASIL GARANTİ OLUYOR ANLAMIŞ DEĞİLİM"

Bir başka işçi, "Bakanlara güvendik. Nasıl olur bilmiyorum, üç bakanlık özel sektöre nasıl garantör oluyor, ben hala anlamış değilim. Ama '15 Temmuz'da ödenecek' sözü verdiler. Ödemediler. Bakanlık da sözünü tutmadı. Mecburen tekrar eylem kararı aldık. Çünkü başka türlü bu Sebahattin Yıldız'dan para almak mümkün değil" ifadelerini kullandı.

İki çocuğunun da liseye gittiğini kaydeden işçi, "Para almadan da buradan gitmeyeceğiz. Çünkü onların masrafları var" dedi. Okul alışverişi yapıp yapmadıkları sorusuna işçi, "Yapamadık ki, alamadık ki. Paramızı almadan nasıl alışveriş yapacağız? Altı aydan beri biz işsiziz. İşi bıraktık çünkü. Sebahattin Yıldız para vermiyor. Altı aydan beri de bir yerde çalışamıyoruz. Sağ olsun bakanlığımız garantör oldu. Sözlerini tutmadılar. Onların sayesinde buralarda sürünüyoruz" yanıtını verdi.

Bu işler çözülmeden, paralarını almadan memleketlerine gitmeyeceklerini söyleyen işçi, "Okullar açılacak. Mecburen çalışmak zorundayız. Buradan hakkımızı almadan kesinlikle dönmeyeceğiz. Artık yeter yani. Bu bakanlıkların bir holdinge sözü geçmiyorsa, o koltukta oturmalarının bir anlamı da yok zaten benim için. Burada dokuz günden beri Bakanlığa sesleniyoruz, bir randevu alamıyoruz. Madenciden bu kadar korkacak bir şey yok. Gelsin şuraya, çıksın, biz de ona derdimizi anlatalım. Bizim sorunumuzu çözsünler bir an önce. Bir Sebahattin Yıldız bu devletten veya Cumhurbaşkanı'ndan büyük mü? Bunu kendileri halledemiyorlarsa bakanlıklar, söylesinler Cumhurbaşkanımıza, Cumhurbaşkanımız bizzat halletsin bu işi. Madenciyi bu kadar küçük düşürmenin bir anlamı yok" şeklinde konuştu.